Her
yer karanlıktı. Soğuk rüzgarın uğultusu arnavut kaldırımlarına çarpıp
öksüz kulaklarımda yankılanıyordu. Birden o kuytu sokakta karşıma
çıkmasaydı keşke...
Hayatımın tam ortasında, "umutsuzluk"
çevreledi etrafımı anılarımı bıraktığım o sokakta. Umutsuzluk... Ne
olduğunu bilmediğim ancak bedenimi ve ruhumu saran bir duygudan
bahsediyorum. Hayatınızda ki tüm güzel anıları kötüye çeviren bu şeyin
istediği sizi uçsuz bir karambole sürüklemek. Ve yaptığımız tek şey
hapsolmak.
Neye
hapsoluyoruz peki? Bazen anılara,kırgınlıklara,kalbinize ve bazense
kaybettiğiniz o şeye. Onunla kalıp, geçmişe hapsoluyoruz. "Bir daha
olmayacak" en sık tekrarladığımız kelime oluyor. Ve belkide hayattan
uzaklaşıyoruz. Ve sen; yanlızlığınla baş başa kaldığında umutsuzluğu
öğreniyorsun. Hayattan vazgeçmeyi göze alacak kadar umutsuz musun peki?
"Yoksa her şeyi unutacak kadar güçlü mü?
Damla
Bazen güçsüzde olsak güçlüyüz aslında buda bilinmeyenin gücüdür belkide
YanıtlaSil