Karadenizin suları insanı içine çeker derler. Suyu muydu çocukluğumu çeken yoksa havası mı bilmiyorum. Sadece o ucu kırık iskelede otururken, balıkçı tekneleriyle dolu o koca denizdeki yalnızlığımı hatırlıyorum. 6 ya da 7 yaşındaydım. Her zaman gittiğim o küçük köy kabusa dönüşmüştü sanki. Tek bir ses var aklımda, "Ağla kızım, susma."...
Dedem için ordaydı herkes. Anlamıyordum ne olduğunu, belkide anlamak istemiyordum. Sarıya dönen o yeşil yapraklar dedemin gidişiyle gelen zor günleri anlatıyordu sanki.. O toprağa dedemi gömerken çocukluğumu da gömdüler.. Peki hepsi bu kadar mı? Umutlarım,hayallerim, anılarım kap kara toprağın içinde şimdi. Hayatın bana yaşattığı en büyük acı; şimdi 16 yaşındayken bile o günde kalmış olmak.. İşte tam orda, koca denizin ortasında küçük bir kız çocuğu buldum. Akıp giden kızgın sular sanki benim anılarımdı. Belki de gözyaşlarım... Ve sonra iki damla yaş bıraktım denize. Son defa..
İçimde hapis kalan o küçük kıza baktım ve "ağla" dedim, "susma!"...
Damla
(23.12.14)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder